Vâkıa Suresi
الواقعة — Arapça metin ve Türkçe meal (Elmalılı Hamdi Yazır).
إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ ١
1. Olacak vak'a olduğu zaman
لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ ٢
2. Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.
خَافِضَةٞ رَّافِعَةٌ ٣
3. O, alçaltıcıdır, yükselticidir.
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجّٗا ٤
4. Yer şiddetle sarsıldığı
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسّٗا ٥
5. Dağlar serpildikçe serpildiği
فَكَانَتۡ هَبَآءٗ مُّنۢبَثّٗا ٦
6. Dağılıp toz duman haline geldiği
وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجٗا ثَلَٰثَةٗ ٧
7. Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman
فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ ٨
8. Sağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ ٩
9. Solun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!
وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ ١٠
10. Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.
أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ ١١
11. İşte o yaklaştırılanlar,
فِي جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ ١٢
12. Nimet cennetlerindedirler.
ثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٣
13. Çoğu önceki ümmetlerden,
وَقَلِيلٞ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ ١٤
14. Birazı da sonrakilerden.
عَلَىٰ سُرُرٖ مَّوۡضُونَةٖ ١٥
15. (Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ ١٦
16. Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.